BİRŞEYLER

Neleri atlatmadık ki bu hayatta; nelerden vazgeçmedik ki bu hayatta, neleri içimize atmadık ki bu hayatta neler neler…

Yaşanılan şeylerden sonra bundan daha kötü ne olabilir ki diyerek kendimizi kahretmeyi çok iyi bildik. Belirli bir zaman geçtikten sonra kendimizi hazır hissederiz ve geçmişte yaşadıklarımız tekrarlanınca güçlü olacağımıza kendimizi inandırırız.Taki başımıza bir şey gelinceye kadar..

Bende şöyle oluyor; elim kolum bağlanıyor ve içime bir acı oturuyor tariflenebilen bir acı değil, yemeden içmeden,uykudan vazgeçip sadece düşünürsün ve sorgularsın, herşeyi sil baştan sorgularsın , bi sonuca ulaşamayıp tekrar tekrar defalarca sorgularsın.Gözlerini kapattım uyumaya çalışırsın ama uyuyamazsın , yemek için bir lokma alırsın ama yutkunamazsın,tek yaptığın düşünmektir..

Çok şeyden vazgeçmek zorunda kalırız bu hayatta.Benim ilk vazgeçme ile tanışmam; çocukluğumda bisiklet sevdamdı. Neler hissederiz; sadece yoktur elin kolun bağlıdır ve onsuz bir çocuklu geçirmeye  adapte edersin kendini,o sevdanın özlemi bitmez sende ,keşke olsaydı dersin ama olmadı…Bu basit bir örnekti,bir annenin çocuğunun yaşaması için böbreğinden vazgeçmesi de vazgeçmek, bir babanın af edersiniz uçkur sevdasına ona çocuk veren eşinden ve çocuklarından vazgeçmesi de vazgeçmek.Çok çelişkili her şey bu hayatta.Peki vazgeçmemek için ne yapıyoruz veya vazgeçirmemek için yapabileceğimiz bir şey var mı? Bu öncelikle olaya göre değişir fakat kader kısmet ve hayırlısı dediğimiz bir inanç biçimini de unutmamak lazım.Yazmak istenilen cevapsız o kadar çok şey var fakat arayışlarda yoruyor insanı…

Peki ya içimize attıklarımız ? İçimizin çöplükten farkı yok her türlü sıkıntımız içimizde bir uhdedir, belirli zaman aralıklarla canımızı yakar. İçimde yaşayan o kadar çok sıkıntı var ki üzerine kül dökülmüş köz ateşi gibi bekleyişte , söner mi bilmem.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.